Kaşmir sıcak tutar mı? Bir kışın içinde kalan hikâye
Hoze olarak bu yazımızda “Kaşmir sıcak tutar mı” konusunu masaya yatırıyoruz. Keyifli okumalar!
Kayseri’nin kışı başka olur. Bunu dışarıdan gelen biri “soğuk şehir” diye özetler geçer ama burada yaşayan bilir; soğuk sadece hava değildir, bazen insanın içine de işler. O sabah da öyle bir sabahtı. Camın arkasındaki dünya bembeyazdı ve ben elimde yarım kalmış bir günlük sayfasıyla oturuyordum.
“Kaşmir sıcak tutar mı?” diye yazmıştım sayfanın köşesine. Garip bir soru gibi duruyor ama o an benim için bir ceket meselesinden çok daha fazlasıydı. Bir hatıranın, bir vedanın ve içimde hâlâ tam kapanmamış bir yarının sorusuydu.
Bir ceketten daha fazlası
O kaşmir kabanı ilk giydiğim günü hatırlıyorum. O gün Kayseri’de hava yine sertti ama içimde garip bir heyecan vardı. Yeni bir işe başlamıştım, hayatımın “daha düzenli” olacağına inanıyordum. İnsan bazen kendine yalan söylemeyi başarıyor ya, ben de o günlerde o başarıyı biraz abartmıştım.
Kabanı aldığımda satıcı kadın gülümseyerek “Kaşmir sıcak tutar, hem de hafiftir” demişti. O cümle aklıma kazınmıştı. Çünkü o dönem hayatımda da hafiflemek istediğim şeyler vardı. Ağır gelen düşünceler, yarım kalmış konuşmalar, içimde taşıdığım gereksiz suçluluklar…
O kabanı giydiğimde gerçekten farklı hissetmiştim. Sanki dünya biraz daha yumuşamıştı. Soğuk aynıydı ama ben daha az üşüyordum. Belki de mesele kumaş değil, o günkü umut duygusuydu.
O gün: Kayseri’nin en uzun yürüyüşü
Bir sabah, işe geç kalmamak için erkenden çıkmıştım. Hava keskin bir bıçak gibiydi. Nefes aldıkça ciğerlerim değil, sanki düşüncelerim bile donuyordu. Kaşmir kabanı giydiğimde içimde küçük bir güven hissi vardı. “Beni korur” gibi.
Ama yolun yarısında onu gördüm.
Eski bir arkadaşım. Belki de “eski” kelimesi bile eksik kalır. Daha çok, yarım kalmış bir cümle gibiydi o. Birlikte çok şey konuşmuş, çok şey susmuştuk. Sonra bir gün, hiçbir şey olmamış gibi uzaklaşmıştık.
Göz göze geldiğimiz o an, Kayseri’nin soğuğu daha da sertleşti. Ama garip olan şu: üşümekten çok içimde bir sıcaklık dalgası hissettim. Kaşmir kabanın sıcaklığıyla o anın duygusu birbirine karıştı.
Konuşmadık. Sadece baktık.
Bazen en ağır konuşmalar zaten söylenmeyenlerdir.
O yürüdü gitti. Ben kaldım.
Ve o an aklımdan geçen tek soru şuydu: “Kaşmir sıcak tutar mı, yoksa sadece soğuğu biraz geciktirir mi?”
Soğuk sadece dışarıda değilmiş
O gün eve döndüğümde kabanı çıkarırken fark ettim. Asıl üşüyen bedenim değilmiş. İçimde bir yer, uzun zamandır zaten soğukmuş. Kaşmir sadece o boşluğu biraz örtüyormuş.
Defterime uzun uzun yazdım o gece. Kayseri’nin pencereden görünen ışıkları bile daha soluktu sanki.
Hayal kırıklığı hissettim. Çünkü bazı şeylerin “iyi hissettirmesi” sadece geçiciymiş. İnsan bazen bir kıyafete, bir eşyaya, bir ana fazla anlam yüklüyor. Ben de kaşmir kabanı, toparlanmanın sembolü yapmıştım.
Ama hayat öyle işlemiyor.
Kaşmirin sıcaklığı: Gerçek mi, his mi?
Ertesi gün yine aynı soruyu düşündüm: Kaşmir sıcak tutar mı?
Teknik olarak evet. Kaşmir yünü, ince lifleri sayesinde ısıyı hapseder. Hafiftir ama korur. Bunu herkes söyler.
Ama benim yaşadığım şey biraz farklıydı.
Sıcaklık sadece kumaştan gelmiyordu. O kabanı giydiğimde kendimi daha “derli toplu” hissediyordum. Sanki hayatım kontrol altındaymış gibi. Oysa değildi.
İnsan bazen dışındaki düzeni içindeki dağınıklığı örtmek için kullanır. Ben de tam olarak bunu yapıyordum.
Ve işin en garip yanı, bunu fark ettiğimde bile vazgeçemiyordum.
Bir kış akşamı: Sessizlik ve düşünceler
Bir akşam, Kayseri’nin karı daha da sertleşmişti. Sokak lambalarının altında düşen kar taneleri, sanki ağır ağır yere teslim oluyordu.
Kaşmir kabanımı giyip dışarı çıktım. Bu sefer amaçsız yürüyordum. Hiçbir yere yetişmem gerekmiyordu. Bu bile başlı başına garip bir huzurdu.
Bir bankta oturdum. Ellerimi cebime soktum.
O an düşündüm: İnsan neden bazı şeyleri bırakmakta bu kadar zorlanır?
Bir kabanı bile.
Belki de mesele kaban değildi. Belki o kabanın bana hissettirdiği “daha iyi bir versiyonum var” düşüncesiydi.
Ama o düşünce de bir yere kadar taşıyordu insanı.
Umut: İnce ama inatçı bir his
O kışın ortasında bir gün, eski arkadaşımın adını telefonda gördüm. Yazmadım. O da yazmadı.
Ama içimde garip bir umut vardı. Ne tam geri dönüş, ne de tam unutuluş…
Sadece askıda kalan bir his.
Kaşmir kabanı o gün tekrar giydim. Bu sefer farklıydı. Sanki ilk kez gerçekten işe yarıyordu.
Soğuk vardı ama beni rahatsız etmiyordu.
Çünkü anladım ki bazı şeyler fiziksel değil, zihinsel bir sıcaklık yaratıyor. İnsan kendini ne kadar kabul ederse, dış dünya o kadar az üşütüyor.
Kaşmir sıcak tutar mı? Gerçek cevap nerede saklı?
Bu sorunun cevabı aslında çok basit gibi görünüyor ama değil.
Evet, kaşmir sıcak tutar. Ama sadece bedenini.
Asıl mesele, senin içeride ne taşıdığın.
Eğer içinde kırgınlıklar, yarım kalmışlıklar, söylenmemiş sözler varsa, en pahalı kaban bile o boşluğu doldurmuyor.
Ama eğer biraz kabullenme, biraz sakinlik ve biraz da devam etme isteği varsa… işte o zaman kaşmir sadece bir kumaş olmaktan çıkıyor.
Bir sığınak gibi oluyor.
Kayseri kışı ve insanın iç kışı
Kayseri’nin kışı bana hep aynı şeyi hatırlatıyor: dışarısı ne kadar soğuk olursa olsun, insanın içi daha belirleyici.
O günlerde çok şey öğrendim. En çok da şunu:
Bazı insanlar hayatımızdan çıkınca, geriye sadece anılar değil, hisler de kalıyor. Ve o hisler, bazen en kalın kumaşlardan bile daha güçlü bir soğuk bırakıyor.
Ama zamanla o soğuk değişiyor.
Keskinliğini kaybediyor.
Yerini daha sessiz bir kabullenişe bırakıyor.
Son bir yürüyüş
Kışın sonlarına doğru bir gün yine yürüdüm. Aynı kaban üzerimdeydi. Ama ben aynı kişi değildim.
O eski arkadaşımı düşünmedim bile. Bu bir unutma hali değildi. Daha çok, artık acıtmayan bir hatıraydı.
Kaşmir kabanın içinde yürürken şunu fark ettim:
Sıcaklık bazen dışarıdan gelmez. Bazen insan, kendi içini biraz toparladığında oluşur.
Ve belki de o sorunun gerçek cevabı tam da burada gizlidir.
Kaşmir sıcak tutar mı?
Evet.
Ama asıl mesele, senin hangi kışın içinde yürüdüğündür.
Bu içeriğimizle “Kaşmir sıcak tutar mı” hakkında kapsamlı bir bakış açısı sunmaya çalıştık. Hoze okurlarına sevgilerle!
Benzer Konular: Kabak çekirdeği ishal yapar mı ?