Gündelik hayatın sıradan görünen ayrıntıları bazen bizi hiç beklemediğimiz kapılardan içeri sokar. Bir televizyon dizisinde, mutfakların arka planında, hizmet alanlarının görünmezliğinde karşımıza çıkan bir karakter; farklı kültürleri, sınıfları ve kimlikleri düşünmemize vesile olabilir. Kirli Sepeti dizisini izlerken “Nergis” karakteriyle ilk karşılaştığımda hissettiğim tam olarak buydu: Tanıdık ama aynı zamanda derin, sessiz ama güçlü bir hikâye. Bu yazıda “Kirli Sepetindeki Nergis kimdir?” sorusunu antropolojik bir merakla ele alarak, onu sadece bir dizi karakteri olarak değil; ritüeller, semboller, akrabalık yapıları, ekonomik sistemler ve kimlik oluşumu bağlamında anlamaya çalışacağım.
Kirli Sepetindeki Nergis kimdir? Antropolojik bir başlangıç
Kirli Sepetindeki Nergis kimdir? kültürel görelilik açısından bakıldığında bu soru, tek bir doğru cevabı olmayan bir davettir. Nergis, “Kirli Sepeti” dizisinde temizlik işçisi olarak çalışan kadınlardan biridir; ancak antropolojik perspektiften bakıldığında o, yalnızca bir meslek ya da sınıfsal konumla sınırlanamaz. Nergis, ev içi emeğin, görünmezliğin, kadın dayanışmasının ve kırılgan ama dirençli kimliklerin temsilidir.
Antropolojide bireyler, içinde yaşadıkları kültürel ve ekonomik sistemlerden bağımsız düşünülmez. Nergis de modern kent hayatında, üst-orta sınıf evlerin “arka sahnesinde” yer alan bir figürdür. Bu arka sahne, Erving Goffman’ın dramaturjik yaklaşımını hatırlatır: Ön sahnede düzen, temizlik ve refah varken; arka sahnede bu düzeni mümkün kılan emek vardır. Nergis tam da bu noktada durur.
Ritüeller ve gündelik hayatın sessiz koreografisi
Ritüeller denince akla çoğu zaman dini törenler ya da büyük geçiş ayinleri gelir. Oysa antropologlar, gündelik hayatın tekrar eden pratiklerini de ritüel olarak ele alır. Nergis’in her gün benzer saatlerde evlere girip çıkması, temizlik yaparken izlediği düzen, hatta çay molaları bile birer mikro-ritüeldir.
Latin Amerika’da ev içi emek üzerine yapılan saha çalışmalarında, temizlik işçilerinin ev sahiplerinin ritüellerine uyum sağlamak zorunda kaldıkları; ama aynı zamanda kendi ritüellerini de gizlice sürdürdükleri görülür. Nergis’in dizide bazen sessizce dua etmesi, bazen çocuklarını düşünerek derin bir nefes alması, bu türden kişisel ritüellere benzer. Bu anlar, onun iç dünyasının ve kimlik inşasının önemli parçalarıdır.
Semboller: Kir, temizlik ve görünmezlik
Antropolojide kir ve temizlik güçlü sembollerdir. Mary Douglas’ın klasik çalışması Purity and Danger, kirin sadece fiziksel değil, aynı zamanda toplumsal bir kategori olduğunu söyler. Kirli Sepeti dizisinde “kirli” olan yalnızca çamaşırlar değildir; bastırılmış duygular, sınıfsal eşitsizlikler ve söylenemeyen sözler de bu sepete atılır.
Nergis, bu sembolik kirle sürekli temas halindedir. Temizlediği evler, onun kendi hayatındaki düzensizlikleri görünür kılar. Bu karşıtlık, izleyicide güçlü bir duygusal etki yaratır. Kendi hayatımda da benzer bir his yaşamıştım: Bir saha çalışmasında, göçmen kadınların çalıştığı evlerde bulunurken, temizliğin ardındaki sessiz yorgunluğu fark ettiğim an, Nergis’i izlerken tekrar karşıma çıktı.
Akrabalık yapıları ve bakım emeği
Nergis’i anlamak için onun akrabalık ilişkilerine bakmak gerekir. Antropolojide akrabalık, sadece kan bağı değil; bakım, sorumluluk ve duygusal emek üzerinden de tanımlanır. Dizide Nergis’in ailesiyle olan ilişkileri, onun kararlarını ve hayata tutunma biçimini belirler.
Birçok kültürde, özellikle düşük gelirli ailelerde, kadınlar “bakım veren” rolü üstlenir. Bu rol, hem ev içinde hem de ücretli emek alanında devam eder. Nergis’in başkalarının evlerini temizlerken kendi evinde de düzeni sağlamaya çalışması, bu çift yönlü bakım yükünü gösterir. Afrika ve Güney Asya’da yapılan etnografik çalışmalarda da benzer örüntüler görülür: Kadınlar, ekonomik sistemin yükünü taşırken, duygusal emeğin de ana taşıyıcısı olur.
Ekonomik sistemler ve sınıfsal geçişler
Kirli Sepeti dizisi, neoliberal kent ekonomisinin küçük bir panoramasını sunar. Nergis gibi karakterler, güvencesiz çalışma koşullarının, taşeronlaşmanın ve sınıfsal geçiş hayallerinin somut örnekleridir. Antropolojik olarak bakıldığında, bu tür karakterler “prekarya” olarak adlandırılan kesimi temsil eder.
Doğu Avrupa’da yapılan saha çalışmalarında, temizlik işçilerinin kendilerini “geçici” bir sınıfta gördükleri; ama bu geçiciliğin yıllarca sürdüğü gözlemlenmiştir. Nergis’in daha iyi bir hayat umudu, bu küresel örüntüyle örtüşür. Ancak burada Kirli Sepetindeki Nergis kimdir? kültürel görelilik devreye girer: Aynı ekonomik konum, farklı kültürlerde farklı anlamlar taşıyabilir. Kimi toplumlarda bu iş bir “fedakârlık” olarak yüceltilirken, kimilerinde görünmez kılınır.
Kimlik oluşumu: Sessizlikten söz üretmeye
Kimlik, sabit bir öz değil; ilişkiler içinde sürekli yeniden kurulan bir süreçtir. Nergis’in kimliği de çalıştığı evlerde, ailesiyle, diğer temizlikçi kadınlarla ve kendi iç sesiyle kurduğu ilişkilerde şekillenir. Dizide kadınlar arasındaki dayanışma sahneleri, antropolojide sıkça vurgulanan “karşılıklı destek ağlarını” hatırlatır.
Bir saha çalışmasında, Orta Doğu’da ev işçisi olarak çalışan kadınların, mola saatlerinde birbirlerine hayat hikâyelerini anlattıklarını gözlemlemiştim. Bu hikâyeler, resmi kayıtlara geçmez; ama kimliğin en canlı biçimde kurulduğu anlardır. Nergis’in diğer kadınlarla kurduğu bağlar da bu açıdan değerlidir: Sessizliğin içinde paylaşılan küçük anlar, güçlü bir kolektif kimlik yaratır.
Disiplinler arası bakış: Antropoloji, sosyoloji ve psikoloji
Nergis karakterini yalnızca antropolojiyle sınırlamak eksik olur. Sosyoloji, onun sınıfsal konumunu ve yapısal eşitsizlikleri; psikoloji ise duygusal yüklerini anlamamıza yardımcı olur. Psikolojik açıdan Nergis’in bastırılmış öfkesi, umutları ve hayal kırıklıkları; uzun süreli güvencesizliğin birey üzerindeki etkilerini gösterir.
Bu noktada kendi duygusal gözlemimi eklemek isterim: Nergis’i izlerken, birçok izleyicinin kendisinden ya da annesinden bir parça bulduğunu hissettim. Bu tanıdıklık, dizinin gücünü artıran şeydir. Çünkü antropoloji bize şunu hatırlatır: En yerel hikâyeler, en evrensel duyguları barındırır.
Farklı kültürlerden karşılaştırmalar
Filipinler’de, Meksika’da ya da Türkiye’de ev içi emek; farklı kültürel çerçevelerde benzer sorunları taşır. Göçmen kadınlar üzerine yapılan küresel araştırmalar, bakım emeğinin sınır ötesi bir olgu olduğunu gösterir. Nergis, bu küresel hikâyenin yerel bir yüzüdür.
Bu karşılaştırmalar, Kirli Sepetindeki Nergis kimdir? kültürel görelilik sorusunu daha da derinleştirir. Nergis’i sadece “mağdur” olarak görmek, onun özneselliğini görmezden gelmek olur. O aynı zamanda stratejiler geliştiren, ilişkiler kuran ve anlam üreten bir aktördür.
Empatiye davet
Bu yazıyı bitirirken, okuru bir düşünceye davet etmek istiyorum. Nergis’i izlerken siz ne hissettiniz? Onu kendi hayatınızdan birine benzettiniz mi? Ya da daha önce hiç fark etmediğiniz bir emeği görünür kıldı mı? Antropolojik bakış, tam da bu soruları sormak için vardır.
Kirli Sepeti’ndeki Nergis, bize sadece bir dizinin hikâyesini değil; farklı kültürlerde, farklı evlerde ama benzer duygularla yaşayan insanların ortaklığını anlatır. Başka hayatlarla empati kurmak, belki de bu tür hikâyelerin en kıymetli armağanıdır.