“Eskortluk nedir suç mu” konusu son dönemde oldukça merak ediliyor. Biz de sizler için detaylı bir içerik hazırladık.
Bir gecenin içinde başlayan yolculuk
Tavsiye Ettiğimiz İçerik: Eski vizeler sistemde görünür mü ?
Kayseri’nin soğuk rüzgarı
Kayseri’de gece, gündüzden daha ağır olur bazen. Sanki şehir nefesini tutar da bir şey olacakmış gibi bekler. O akşam da öyleydi. 25 yaşındayım ve defterime yazdığım cümleler bile bazen içimdeki karmaşayı toparlamaya yetmiyor. Sokaktan geçen rüzgârın sesi bile insana bir şeyler anlatır gibi geliyordu. Pencereyi kapatmadım, çünkü içimdeki dağınıklık dışarıdaki hava ile aynıydı.
O günün sabahı sıradan başlamıştı. Kahve, kısa bir yürüyüş, sonra işe yetişme telaşı… Ama akşamına doğru her şey değişti. Telefonum çaldığında içimde garip bir sıkışma hissettim. Annemin sesi titriyordu. Bir şey olduğunu anlamak için kelimelere bile gerek yoktu bazen. Sadece o ses tonu yeterdi.
“Gelmen lazım,” dedi.
O an ne olduğunu bilmiyordum ama kalbim çoktan hızlanmıştı.
Telefonun çalması
Araba anahtarını alırken elim titriyordu. Dışarı çıktığımda Kayseri’nin soğuğu yüzüme çarptı. Ama asıl soğukluk içimdeydi. Yolda giderken her kırmızı ışık bana daha uzun, her kavşak daha uzak geliyordu. Aklımdan bin tane şey geçiyordu ama hiçbirine tutunamıyordum.
Hastane yoluna saptığımda siren sesleri duydum. Önümde açılan yol, normal bir trafik akışına benzemiyordu. Araçlar kenara çekiliyor, bazıları duruyor, insanlar camdan bakıyordu. Bir ambulansın etrafında ilerleyen polis araçları vardı.
İşte o an ilk kez düşündüm: Polis eskortu ne anlama gelir?
Polis eskortu ne anlama gelir?
Daha önce filmlerde görmüştüm. Hatta bazen haberlerde de duyardım ama hiç bu kadar yakınımda olmamıştı. O an anladım ki polis eskortu, sadece bir konvoy ya da resmi bir geçiş değilmiş. Bir hayatın hızla, güvenle ve öncelikle bir yere yetiştirilmesi demekmiş. Trafiğin ortasında bile yol açılması, kırmızı ışıkların anlamını kaybetmesi, sirenlerin “geç kalınmamalı” diye bağırmasıymış.
Ama benim için o gece başka bir şeydi.
O ambulansın içinde kim vardı bilmiyordum. Ama içimde bir şey, sanki benim hayatımın da o konvoyun içinde olduğunu söylüyordu. Çünkü insan, böyle anlarda sadece kendini değil, sevdiklerini, kaybettiklerini ve kaybetmekten korktuklarını da düşünür.
Polis eskortu o an bana güven gibi geldi. Ama aynı zamanda acı bir gerçeklik de taşıyordu. Çünkü ancak çok kritik bir şey olduğunda yollar böyle açılırdı.
Ve ben, o kritik şeyin ne olduğunu öğrenmeye gidiyordum.
Yolda sirenlerin arasında
Hastaneye vardığımda koridorlar çok sessizdi. O sessizlik bazen bir çığlıktan daha fazla şey anlatır. Annem kapının önünde oturuyordu, gözleri yere bakıyordu. Yanına gittiğimde bana bakmadı bile. Sadece “içeride” dedi.
O “içeride” kelimesi, bütün dünyanın ağırlığını taşıyordu sanki.
Bir anda kendimi ambulansın geliş anına geri dönmüş gibi hissettim. Polis eskortu hâlâ gözümün önündeydi. O araçların arasından açılan yol, o sirenlerin keskin sesi, insanların kenara çekilişi… Hepsi bir düzenin parçasıydı ama benim içimde hiçbir düzen yoktu.
Koridorda yürürken kalbimle ayak seslerim yarışıyordu. Her adımda biraz daha yaklaşmak istemediğim bir gerçeğe yaklaşıyordum.
Kapı açıldığında içeriye baktım.
Zaman orada durdu.
İçimde büyüyen duygular
O an ne ağlayabildim ne konuşabildim. İnsan bazen en büyük duyguları sessizlikle yaşar. İçimde bir hayal kırıklığı vardı, ama sadece bir olayla ilgili değil. Hayatın kendisiyle ilgiliydi bu his.
Dışarıda polis eskortu ile açılan yollar, içeride kapanan bir dünyanın yanında ne kadar anlamsız kalabiliyordu, bunu düşündüm. Birine yetişmek için yollar açılırken, bir başkasının dünyası kapanabiliyordu.
Heyecanla başlayan o yolculuk, yerini ağır bir kabullenişe bırakıyordu. Umutla korku aynı anda içimde çarpışıyordu. Bir yanım hâlâ “belki” diyordu, diğer yanım ise gerçeği çoktan anlamıştı.
O gece defterime hiçbir şey yazamadım. Kalem elimde kaldı. Çünkü bazı duygular yazıya dönüşmüyor, sadece insanın içinde yankılanıyor.
Polis eskortu görüntüsünün zihnimde bıraktığı iz
Sonraki günlerde bile o görüntü aklımdan çıkmadı. Siren sesleri duyduğumda irkiliyordum. Yolda kenara çekilen araçları gördüğümde istemsizce o geceyi hatırlıyordum.
Polis eskortu artık benim için sadece bir trafik düzeni değildi. Bir hayatın aciliyeti, bir umudun son hızla bir yere yetişme çabasıydı. Aynı zamanda insanın ne kadar kırılgan olduğunu hatırlatan bir işaretti.
Bir şehrin sessiz tanıklığı
Kayseri o gün hiçbir şey olmamış gibi devam etti. İnsanlar işe gitti, çocuklar okula, hayat kendi akışında sürdü. Ama benim için şehir artık aynı değildi.
Sanki her sokak biraz daha ağır, her ışık biraz daha anlamlıydı. İnsanlar farkında olmadan birçok şeyin içinden geçip gidiyordu. Ben ise o geçişin tam ortasında kalmıştım.
O an öğrendiğim şey
Zamanla şunu fark ettim: Polis eskortu sadece acil bir durumu değil, hayatın hızını da gösteriyordu. Her şeyin bazen ne kadar hızlı değişebileceğini, bir yolun nasıl saniyeler içinde açılıp kapanabileceğini anlatıyordu.
Ama daha önemlisi, insanın kendi içinde açtığı ve kapattığı yollar vardı. Ben o gece kendi içimde de bir yol açmıştım. Acının, kabullenişin ve büyümenin yolu.
Defterime tekrar yazmaya başladığımda ilk cümlem şuydu: “Bazen en hızlı giden araçlar bile bir duygunun hızına yetişemez.”
O günden sonra siren sesleri bana sadece bir gürültü gibi gelmedi. Bir hikâyenin başlangıcı ya da sonu gibi gelmeye başladı.
Ve her seferinde aynı şeyi hatırladım: Hayat, bazen polis eskortu gibi, bazı şeyleri hızla bir yere yetiştirmeye çalışırken, başka şeyleri geride bırakır.
Hoze olarak “Eskortluk nedir suç mu” konusunda hazırladığımız bu içeriğin beğeninizi kazandığını umuyoruz. Bir sonraki yazıda buluşmak üzere!