SAT sınavı İngilizce mi? Asıl mesele dil değil, sistemin kendisi
Net konuşalım: Evet, SAT sınavı İngilizce. Ama bu kadar basit bir cevabı alıp kapıyı kapatmak, konuyu anlamamak demek olur. Çünkü asıl tartışma “SAT sınavı İngilizce mi?” sorusunun cevabında değil, o İngilizcenin nasıl bir filtreye dönüştüğünde.
İzmir’de yaşayan, sosyal medyada az çok gündemi takip eden biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: SAT artık sadece bir sınav değil, bir “eşik bekçisi”. Ve bu eşik, sadece dil bilmeyi değil, belirli bir düşünme biçimini de zorunlu kılıyor.
SAT sınavı İngilizce mi? Evet ama sıradan bir İngilizce değil
SAT tamamen İngilizce hazırlanır. Sorular, metinler, matematik problemleri bile İngilizce düşünme becerisi üzerine kurulur. Ama burada kritik bir nokta var: SAT’in İngilizcesi günlük konuşma İngilizcesi değildir.
Akademik İngilizce gerçeği
SAT, “How are you?” seviyesinde bir sınav değil. Daha çok akademik metinleri anlama, çıkarım yapma ve yorumlama becerisini ölçer. Yani burada mesele dil bilmekten çok, dili “okuma biçimi”dir.
Şunu açık söyleyeyim:
Birçok öğrenci “İngilizcem iyi” diyerek sınava giriyor ama ilk paragrafta duvara tosluyor.
Çünkü SAT’in İngilizcesi şunu ister:
Hızlı okuma değil, analitik okuma
Kelime ezberi değil, bağlam çözme
Duygusal yorum değil, mantıksal çıkarım
İçimdeki tartışma burada başlıyor
Bir yanım diyor ki:
“Dil sonuçta bir araç, öğrenilir, pratik yapılır, çözülür.”
Diğer yanım ise daha sert:
“Evet ama bu araç eşit dağılmıyor. Herkes aynı yerden başlamıyor.”
Ve işte SAT’in İngilizce olması tam burada tartışmalı hale geliyor.
SAT sınavının güçlü yönleri: Eleştirmek kolay, anlamak zor
Hadi biraz hakkını verelim. SAT boşuna bu kadar yaygın kullanılan bir sınav değil.
1. Standart bir ölçüm sağlaması
SAT’in en büyük artısı, farklı ülkelerden öğrencileri aynı ölçekte değerlendirmeye çalışması. Türkiye’deki bir öğrenci ile Amerika’daki bir öğrenciyi aynı sınavda görmek kulağa adil geliyor.
Ama soru şu:
Aynı dil seviyesine sahip olmayan iki insanı aynı ölçekte ölçmek ne kadar adil?
2. Eleştirel düşünme becerisi
SAT sadece bilgi değil, düşünme biçimi ölçer. Metinlerde “ne söylendiği” değil, “ne ima edildiği” önemlidir.
Bu iyi bir şey mi? Evet.
Ama herkes için eşit mi? Tartışılır.
3. Akademik hazırlık
SAT İngilizce olduğu için öğrenciyi akademik hayata hazırlar. Üniversite seviyesinde İngilizce metinlerle karşılaşacak kişiler için iyi bir temel oluşturur.
Ama burada da bir gerçek var:
Bu hazırlık, zaten İngilizce konuşulan bir dünyaya avantaj sağlar. Diğerleri için ekstra yük.
SAT sınavının zayıf yönleri: Herkesin konuştuğu ama kimsenin tam dürüst olmadığı konu
Şimdi biraz daha sert konuşalım.
1. Dil bariyeri gerçeği
SAT sınavı İngilizce mi? Evet. Ama bu “evet”, bazı öğrenciler için sınavdan çok dil engeli anlamına geliyor.
Yani matematik biliyorsun, mantık yürütüyorsun ama İngilizce yeterli değilse sistem seni daha baştan eliyor.
İçimdeki daha duygusal taraf burada devreye giriyor:
“Bu gerçekten bilgi ölçmek mi, yoksa dil şansını ölçmek mi?”
2. Kültürel avantaj meselesi
SAT soruları sadece dil değil, kültürel referanslar da içerir. Okuma parçaları, örnekler ve ifade biçimleri belirli bir kültürel altyapıya daha yakın olabilir.
Bu da şu soruyu doğuruyor:
Aynı dili konuşmak, aynı dünyayı yaşamak anlamına mı geliyor?
3. Ezber değil ama “alışkanlık” avantajı
SAT ezber ölçmez denir. Doğru. Ama SAT formatına alışık olan biri, alışık olmayan birine göre ciddi avantaj elde eder.
Bu da sistemi biraz kapalı bir kulüp gibi gösteriyor.
İzmirli bir bakış: Tartışmayı seven gözle SAT
Açık konuşayım, bu konuyu her açtığımda çevremde iki farklı tepki görüyorum.
Bir grup diyor ki:
“İngilizce bilmiyorsan zaten uluslararası sınava girme.”
Diğer grup ise daha eleştirel:
“Dil bilmek ayrı, akademik başarı ayrı. Neden biri diğerini gölgeliyor?”
İçimdeki sosyal medya refleksi burada devreye giriyor:
“Yani şimdi İngilizce bilmeyen zeki olamaz mı?”
Ve işte tartışma tam burada alevleniyor.
SAT sınavı İngilizce mi? Evet, ama asıl soru başka
Tekrar başa dönelim. SAT sınavı İngilizce mi? Evet, kesinlikle İngilizce.
Ama asıl mesele şu:
Bu İngilizce kimin avantajına çalışıyor?
İngilizceyi ana dili gibi bilenler mi?
Yoksa onu sonradan öğrenenler mi?
SAT gerçekten yetenek mi ölçüyor?
Yoksa:
Eğitim fırsatı
Dil erişimi
Kültürel yakınlık
gibi faktörleri mi ölçüyor?
Sınav mı, filtre mi?
Bazen insan şunu düşünmeden edemiyor:
SAT bir bilgi ölçme aracı mı, yoksa dünyayı belirli bir dil üzerinden filtreleyen bir sistem mi?
Son söz değil, açık bir tartışma
SAT sınavı İngilizce ve bunu değiştirmek mümkün değil. Ama bu gerçeği kabul etmek, eleştirmemek anlamına gelmiyor.
Bir yandan bakınca disiplinli, akademik ve sistemli bir ölçüm aracı.
Diğer yandan bakınca dil ve fırsat eşitsizliğini büyüten bir yapı.
İzmir’de denize karşı oturup düşündüğümde şu soru kafamda dönüp duruyor:
Eğer sınavı anlamak için önce dili çözmek gerekiyorsa, biz gerçekten neyi ölçüyoruz?
Benzer Konular: İrtidat nedir fıkıhta ?