Köçük Ne Demek? Kayseri’de Bir Çocukluk Anısının Peşinden
Kayseri’de büyümek, bir kelimeyle tanımlanacaksa, o kelime kesinlikle “köçük” olmalı. Bu kelime, ne çok uzak, ne de çok yakın; her zaman bir anlam yüklediğimiz, sıcak bir melodi gibi kalır yüreğinizde. Ama önce, bu kelimenin ne olduğunu anlatmalıyım. “Köçük” Kayseri’de bir çocukluk sıfatıdır; biraz küçüklük, biraz da masumiyet içerir. Hem bir sevgi hem de bir küçümseme barındırır içinde. Biraz o çocuk olmanın getirdiği neşeyi, biraz da o yaşanan köy hayatının zorluklarını taşır. Ama en çok da kaybolmuş bir zamanın, çocukluğun içini buram buram koklatır.
Çocukken “Köçük” Olmak
Anlatmak istediğim bir gün var. Şehirdeki o büyük tarlaların kenarındaki köyde, yazın sıcağında, yorgun ama bir o kadar da enerjik olduğum o anı hiç unutamam. Yaz tatilleri, Kayseri’nin köylerinde, genelde neşe dolu geçerdi ama benim için hep biraz “köçük” olma meselesiydi. Yani, tarlada koşarken, evin önünde top oynarken hep “köçük” olurdum. Yaşım ne olursa olsun, o kelime bana çok şey anlatır.
Bir gün, çocukluk arkadaşım Gökhan ile evimizin önünde futbol oynuyorduk. O yaşımda bile topu tekmelediğimde gülüşmelerim havaya karışıyordu, ama bir anda top yokuşu çıkıp başka bir yere doğru gitmeye başladı. Gökhan’la peşinden koşarken, o an aklıma geldi: “Köçük” kelimesi. Hem de aniden, hiç beklemediğim bir anda. Topa doğru koşarken her adımda bir parça küçülüyordum sanki. Oynamak için gidip gelen çocuklardan biri, hepinizin gözünde “köçük” olur ya. İşte ben de onlardan biriydim.
“Köçük” Ne Anlama Gelir?
Kayseri’de “köçük” olmak, çocukken bir anlamda küçük görülen ama bir o kadar da sevimli bir şeydir. O zamanlar, belki de en değerli şeyin, en saf hâlinin yaşandığı anları anımsatır. Kayseri’de birisi size “Köçük” derse, bunun içinde çok farklı anlamlar olabilir: Bazen yaşadığınız heyecan, bazen de bir yaramazlık gizlidir. Ama hep derin bir sıcaklık vardır. Bu kelime, yaşadığınız yerin köy havasını, dağların sessizliğini, güneşin en kavurucu anındaki her şeyi anlatır. Hem de en sade şekilde.
Bir gün, dedemle yine köydeydim. Aşağı mahalledeki herkes, köçüklerin sürekli dışarıda olduğunu, oyun oynadıklarını, sonra evlerinin önünde sıralandıklarını, meyve topladıklarını veya başkalarının evine küçük kahkahalarla gidip geldiklerini söylüyordu. Herkesin bir nevi geçmişi vardı; bu kadar sade, bu kadar içten. Dedem o gün bana “Köçükler biraz da çok şeyler bekler” dedi. O anda, dedemin bu cümlesinde kaybolan bir zaman parçası vardı. Küçüklük… Ama o büyümenin arkasındaki umut, hayal kırıklığı vardı. Gerçekten de, büyüdükçe insan anlıyor ki, o küçük günler bazen hayatta karşılaşılan en değerli anlar olabilir.
Büyüdükçe Ne Oldu?
Köçük olduğum zamanlar hep “her şeyin” küçük olduğu bir dünyaya açılan kapılar gibiydi. Her şey yeni başlıyordu, her yeni oyun bir başka dünyaya, her yeni gün yeni bir keşfe dönüşüyordu. Ama zamanla, o “köçük” olma hali yavaşça kayboldu. Artık tarlaya gitmek ya da dışarıda koşmak o kadar da eğlenceli değildi. O günlerin yerini başka düşünceler aldı; okul, iş, daha büyük sorumluluklar… Ve birden o kelime, “köçük” olmak, çocukken sadece bir oyun gibi gözüken her şeyin daha derin anlamlar taşıdığını fark ettiğimde, bir başka noktada karşımdaydı.
Bir gün, büyümek, gerçek sorumlulukları almak ve insan olmak zorundaydım. Ama bir zamanlar “köçük”ken, gerçekten bir şeyleri hissetmiştim. Öyle büyümüş oldum ki, bazen o küçük çocuğu arıyorum hala. Birçoğumuzun öyle değil mi? Çocukken “köçük” olmak bir anlamda saf ve hayal dolu olmak, kaybolan bir güzelliği taşımaktı. Ve yıllar sonra bu kelime bana hep şunu hatırlatıyor: İçindeki o çocuğu kaybetme!
Geçmişin Ardında Kalan O “Köçük” Zamanlar
Duygusal anlamda kaybolan bir şeyler var. O “köçük” olmak çok uzaklarda değil. Anlatırken bile, sanki o zamanlara dönmüş gibi hissediyorum. Yaşadığım her kaybolmuş anın, her unutulmuş eski oyun anısının peşinden sürüklendiğimi fark ediyorum. Kayseri’nin köylerinde büyümek, bu “köçük” zamanları yakından izlemek her zaman bir şeyleri hatırlatıyor. O zamanlar, belki de hayatın en derin anlamını keşfetmek için gerekliydi. En azından, geçmişe dönüp bakınca bir başka gözüyle görüyorsunuz.
“Köçük” Olmanın Özgürlüğü
Kayseri’de “köçük” olmanın verdiği özgürlük, yıllar sonra gerçekten değerli hale geliyor. O dönem, neşenin, saf bir mutluluğun kaybolan halini keşfettiğinizde, bu kelimenin derinliğini daha iyi anlıyorsunuz. İşte o zaman anlıyorsunuz ki, aslında “köçük” olmak, hayata daha güzel bir açıdan bakabilmeyi sağlıyor. Bazen hayal kırıklığı, bazen heyecanla, bazen de bir umutla. Kaybolmuş bir çocukluk, geriye dönüp bakınca size her zaman bir şeyler söyler. O “köçük” olmak, belki de en doğru şeydi.
Günümüzün hızla değişen dünyasında kaybolan şeylerden biri, o çocuk olmanın, köçük olmanın verdiği o saf mutluluk. İşte bu yüzden, bazen hayatın hızına yetişmeye çalışırken bir an durmak, eskiye dönmek ve kaybolan zamanın peşinden gitmek gerekiyor.
Sonuç Olarak
“Köçük” kelimesi, Kayseri’de büyüyen bir çocuk için sadece bir sıfat değil, bir yaşam biçimidir. O anları, oyunları, koşmaları, heyecanları ve umutları anlatan bir kavramdır. Bir zamanlar köçük olduğum, her şeyin küçük, saf ve heyecan verici olduğu günleri hatırlayarak büyüdüm. Bu kelime, sadece geçmişi değil, geleceği de şekillendiriyor. Bir anlamda, “köçük” olmak, geçmişin değerini hissettiriyor ve insana yaşamın güzelliklerini tekrar hatırlatıyor.